|
|
 |
|
|
TRUVA,
dünyadaki en ünlü arkeolojik kentlerden birisidir.
Truva’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan,
fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların
buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları
izlememizi sağlamaktadır.
Truva’daki en erken yerleşim
katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Bronz Çağı’na
tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva
katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yy’a tarihlenen Roma Dönemi
ile sona ermektedir. Truva, bulunduğu coğrafi konum
nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle
ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok
önemli bir rol üstlenmiştir. Truva ayrıca gösterdiği
kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer
arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk
olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld,
C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli
arkeolojik şehirde kazılan halen Tübingen Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Manfred Korfmann tarafından sürdürülmektedir.
Korfmann ve ekibinin sürdürdüğü kazılarda halen önümüze
sonsuz bilgiler sunan Truva 1998 yılından bu yana Dünya
Miras Listesinde yer almaktadır.
-------------O------------- |
|
|
 |
|
|
Adatepe
Köyü'nde bulunan BAŞDEĞİRMENi görmeden yöremizden ayrılmamalısınız.
Homeros'un İlyada Destanı'nda
da adından bahse-dilen Mıhlı Çayı'nın binlerce yıldır
devam eden, Kaz Dağı'ndan Ege'ye yolculuğu esnasında olu-şan
kanyon, eşsiz güzelliği ile görenleri büyülemektedir.
Yaz aylarının sıcaklığıyla bunalanların koşup geldiği,
Kaz Dağları'nın serinliğine kendilerine bıraktığı bir
doğa harikasıdır.
-------------O-------------
|
|
|
 |
|
|
ASSOS
ya da günümüzdeki adıyla Behramkale (Behramköy), Çanakkale'nin
Ayvacık ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana,
kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin yıldır yaşamını sürdüren
bir yerleşim yeri. Balığı ve kalamarıyla ünlü Assos, ünlü
filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte
bir cennet.
MÖ.VII yüzyılda Midilli'den gelen Methymnalı'ların kurduğu
sanılmaktadır.
Hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3
kilometre uzunluğunda bir surla çevrili. İşçiliği ve
mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri
olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde
yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.
-------------O------------- |
|
|
 |
|
|
Adatepe
Köyü'ne yakın KADIRGA KOYU Türkiye'nin en güzel
koylarından biridir.
-------------O------------- |
|
|
 |
|
|
SARIKIZ:
Kaz Dağının zirve noktasıdır.
Ayrıca bu yöremizle ilgili efsanelerde anlatılmaktadır.Her
bir efsanede ayrıntılar farklı olmakla birlikte olaylar Sarıkız’ın
köylülerin iftiralarına kanan babası tarafından birkaç
kaz ile birlikte Kazdağı’na bırakılması üzerine
kuruludur. Kızının dağda ölmeyip de yaşadığını duyan
baba dağa çıkıp kızının yanına gider ve ondan su
ister. Sarıkız bir elini Kazdağı’nın tepesinden denize
kadar uzatarak tasını doldurur ve babasına verir. Sarıkızın
erdiğinin belirtileri her efsaneye ayrı bir biçimde yansır.
Öykünün sonunda Sarıkız Kazdağı’nın bir tepesinde,
babası ise başka bir tepede ölür. Bu tepelere halk dilinde
Sarıkız Tepesi ve Baba Dağı denilmektedir. Yöre halkı
her yıl Temmuz-Ağustos aylarında yapılan Zeytin Festivali
ve Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması’nda Sarıkız’ı
anmaktadır.
-------------O------------- |
|
|
|
|
|
TAHTA
KUŞLAR ÖZEL ETNOGRAFYA MÜZESİ: Edremit’e 17 km Akçay’a
5 km Balıkesir Çanakkale E-24 karayoluna 2 km uzaklıkta
asfalt yolla bağlı, doğal güzellikler içinde kurulmuş,
Türkiye’nin ilk özel Etnografya Müzesi ile 1992 yılında
açılan ve Türkiye’de ilk kez bir köyde kurulan bir sanat
galerisidir. Galeride Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden
Konar/Göçer Türk boylarının ilginç ve özgün kültür
varlıkları , giyim eşyaları, aletleri , halıları ve çadırları
sanat galerisinde her tür sanat yapıları yıl boyunca
sergilenmektedir. Ayrıca Zeytinli Çay Bahçesi, Sarıkız
Tepesi, Şıpşıp Dede ve Edremit Parkı ilçemizde görülmeye
değer yerlerdir.
Mesai saatleri dahilinde hafta sonu da gezilebilmektedir.
-------------O------------- |
|
|
 |
|
|
ANTANDROS,
Edremit Körfezi’nin kuzeyindeki İda dağının güney
eteklerinde bulunan Kaletepe’nin batı yamaçlarında,
Edremit-Altınoluk karayolunun 3.km.de yol yapım çalışmaları
sürerken ortaya çıkmıştır.
Eski çağın ünlü coğrafyacısı Strabon, Antandros’a
Adramyttenas Körfezi'nde bir kent olarak değinmiştir.
Vergillius da bu kentin geçmişini Troia savaşlarına kadar
indirmiştir.Troia savaşını en ince ayrıntısına kadar
anlatan Vergilllius, Antandros’a değinirken İda dağındaki
ağaçlardan yapılan kerestelerin gemi yapımında kullanıldığını,
ününün antik dünyaya yayıldığını da dile getirmiştir.
-------------O------------- |
|
|
 |
|
|
Mysia
bölgesinin önemli kentlerinden olan Pergamon (BERGAMA),
akropolün bulunduğu tepenin eteklerinden başlayarak ovaya
doğru yayılmıştır. Akropolün bulunduğu tepenin iki yanından
akan, Bakırçay Irmağına (Kalkos) dökülen (Selinos) ve
Kestel (Keitos) Çaylarının verimliliğini arttırdığı
topraklar Antik Çağın gözde kentlerinden bir olmasını sağlamıştır.
Bergama Çayı’nın (Selinos) ikiye ayırdığı kent, doğal
kaynaklar ile, çayların çevresindeki düzlüklerde günümüzde
Musalla Mezarlığı denilen yere kadar uzanmıştır.Akropolün
392.3 m. yüksekliğindeki dik yamaçları kentin denizden
uzak oluşundan dolayı göçlerden etkilenmemiştir. Bununla
birlikte Pitane (Çandarlı) ve Dikili Körfezi’ne yakın
oluşu, batıda Kaiko Vadisi’ni izleyen yolun Akhisar’a (Thyateria)
ulaşmasıyla da Kral Yolu ile bağlantısı sağlanmış ve
bu da kenti önemli kılmıştır.
-------------O------------- |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |